Burak YILMAZ'in NBA Sitesi

Final Serisi

ANASAYFA
Michael Jordan
NBA SAMPiYONLARI
NBA'den Haberler
Lakers Fikstürü:))
LAS VEGAS ALL-STAR 2007
NBA de Transferler
NBA'deki Rekorlar
Basketbol Tarihi
Terimler Sözlügü
Los Angeles Lakers
Biliyor musunuz?
Biliyor musunuz? 2
Kobe Bryant

Final dersleri

Merhaba. Ne iyi ettiniz de geldiniz, ben de tam yazıya oturmuştum. Bu sabah 3-1 olan Batı Finali hakkında yazacağım. Dördüncü maçı bu gece oynanacak Doğu Finali'ni de külliyen yarına bırakacağım. Ama önce iki seri hakkında şu genellemeyi özellemek ve özetlemek istiyorum:

Jazz ile Cavs'in kurt rakipleri tarafından âlemin gözü önünde hırpalanarak ve yenilgiye uğratılarak aldıkları dersler altın değerinde. Bu dersler iki hafta sonra NBA finali oynamalarına yetmeyecek herhalde, zaten o çeşit dersler değiller. Bunlar, şampiyonluk için -hatta şu durumda final oynamak için- onlarda nelerin eksik olduğunu gösteren dersler... Şampiyon ve kurt takımlarıla, hangi derinlikte kadrolar, hangi nitelikte oyuncular ve ne çeşit bir mücadele ile kafa kafaya gelinebileceğine dair önemli ipuçları... Koçlardan ziyâde oyuncuların görmesi ve anlaması gereken... Seneye playofflarda çok işlerine yarayacak olan... 'Tecrübe' denilen.

Siz ikiniz yenisiniz galiba...

Jazz de Cavs de seneler sonra yeni kadrolarıyla eski şanlarını kovalıyorlar. Farklı sürelerde ve çok farklı şekillerde yeniden yapılandılar. Artık geri geldiler, iyi de geldiler. Çekirdekleri genç ve kuvvetli, fark yaratan fiziksel ve fundamental üstünlükleri var. Şu an yedikleri cilâ canlarını yakıyordur mutlaka, özellikle maç sonlarında zımpara gibi geliyor olabilir. Üstlerine alınmasalar iyi olur. Playoffların şu noktasında iki rakipten mutlaka biri diğerine bunu yapar zaten (istisnâları kasdetmiyorum, genelleme yapıyoruz şurada, dedik ya başta). Seneye, sonraki sene onlar da başka takımlara benzerini yapacaklar. Şu çaylaklık bir bitsin, kurtluk başlar.

Aynı oyuncular gibi, takımlar da çaylak olur, tecrübe kazanır, her durumda. Kimi Bobket ligde çaylaktır, kimi Voriyır playofflarda, kimi Cazcı ve Kavalye de final serilerinde... Yenidir yani orda, ilk kez geliyordur, bilmiyordur. Çıkar, oynar, kaybeder, kazanır, elenir ve tecrübe kazanırlar. Aynı yere tekrar geldiklerinde nasıl olacaklarını, ne yapacaklarını biraz daha biliyorlardır artık. Sonra bir mayısta karşılarına playoff çaylağı bir takım gelir, genç, iyi ve fakat etraflarına sersem sersem bakınan, önceki senelerde playoffları teve'den takip etmiş olan oyunculardan kurulu... Artık âlemin kuzusu başkadır, onlarsa kurttur.

Cavs pişe pişe geliyor, iki sezondur Pistons'dan alıyor playoff derslerini, Doğu'da son dönemin en baba takımından... Jazz playofflarda yeni, fakat başarılı-parlak öğrenci olarak onlar da Batı'nın en kurt takımından şampiyonluk yolunu öğreniyor. Bence bunlar altın dersler. Altın getirirler.

Nerede kalmıştık?

San Antonio'da ikinci maç

Spurs gardlarının Jazz alanına ön kapıdan kartlı geçişleri devam ediyor. Nasıl olacak bu iş? İnsana bu harekete bu dilde niye 'turnike' denmiş olduğunu hatırlatıyor Jazz oyuncuları. Ginobili de pota arkasına pizza getirir gibi girip çıkıyor, topu saklama mevzuunu da abartıyor, neredeyse formasının içine sokacak! Aslında J. Vaughn oyunda, Jazz'in Spurs gardlarından o ara çekmesi gerekmiyor. Fakat Manu'yu Fisher tutuyor -ki bu cümleyi tekrar duyacaksınız birazdan-, tutuyor derken, sanki karşılayıp kendi potasının altına doğru itiyor hız vermek için! Vauhgn'u tutsa ya Fisher, zaten aklı maçta değil. Peki Vaughn'u kim tutuyor? Ne farkeder, kenardan Sloan bile tutsa olur. Esasen Pop'un onu şu seride oynatacak kadar tutuyor olması bile yetmeli Jazz'e. Vaughn-Ginobili gard ikilisi varken karşıda, Kirilenko karşılayacak Manu'yu, Millsap kovalayacak belki ara ara, ne bileyim, Gordan Giricek oyuna o savunma yapacak. Fisher da ne halt ederse etsin, hızlı hücum kovalasın, Bowen'ın üçlüğüne zıplasın filan. İçeri dalıp Jazz savunmasını dağıtan olmazsa, Bowen, Finley, Barry dışardan zor üçlük sokarlar gibime geliyor. Ama işte olmuyor, o noktada Jazz aksıyor. Sloan da ısrarla çaylak gardları oynatmıyor. Peki ne işleri var Batı finali oynayan takımın kadrosunda? Fisher maça yeğenlerini de getirmiş gibi... Bankta tecrübeyi ancak koçlar ve asistanları kazanır.

Deron-Carlos pick'n'roll oynayıp sayı bulurken Mehmet deniyor ama sokamıyor, bundan dolayı iyice şaşkın fakat oyundan da tamamen düşmüyor, savunmaya konsantre olmaya çalışıyor, hücumda giderek daha az potaya bakarak... Devre, Spurs 17 sayı önde. Kaan Kural "Fisher'ın toparlanması şart" diyor, haklı, şâyet şu haldeki maçta Fisher hem oynayıp hem toparlanamaz, zaten Manu ile cebelleşiyor, oynadıkça dağılıyor aksine. Fisher oturacak, toparlanacak, sonra girdiğinde ateşleyecek takımı... Tabii Jerry Baba'yı da anlıyorum, takımdaki en tecrübeli adamın sahada olmasını istiyor, kendi basketbol anlayışına göre... Benimkine göre, Fisher'ın tecrübesi Jazz'e maçların farklı anlarında farklı alanlarda faydalı olur... Doğru mudur, oynanıp seyretmeden bilemeyiz tabii de, bunun doğru olmadığı, işe yaramadığı aşikâr.

Aslında Spurs karşısındaki bu Fisher Sendromu, bu seride şu ana dek her maçta Jazz'in aksayan (ön)ayağı. Bu yüzden uzunca üzerinde durdum. Adını Fisher koydum, hadise onun etrafında cereyan ediyor diye, yoksa adamcağızın bir suçu yok yani... Dördüncü maçı da aynı zaaftan dolayı verdi Jazz, benim gördüğüm kadarıyla. Gerçi dördüncü maçta Sloan, Spurs gardlarını nasıl durduracaklarını nihayet anlatabilmişti takıma, yine de son çeyrekteki -hem de yine Vaughn oyundayken- Derek vs. Manu sahnesi tâyin etti maçın sonucunu. Neyse, ona geleceğiz.

Bu ikinci maçta Jazz'in hücumda uygun eşleşmeler ve fırsatlar yakalayarak Spurs'e sistematik sayılar atabileceğini de gördük, daha doğrusu kendileri görmüş oldu, ve fakat savunması böyle dağılıp dururken bu seriden çıkmaları mümkün değil. Bir ara transition defense için hücum ribaunduna girmediler, işe de yaradı sayılır. Sonra bir comeback denedi Jazz fakat o iş öyle Deron'un habire atmasıyla olmaz, geriden takım halinde gelinir, benim bildiğim. Yani hiç duydunuz mu bir maçta "Bilmemkim geriden müthiş geldi ve maça ortak oldu..." diye? Herif 15 sayılık seride 10 sayı atsa bile, bunun savunması var, asisti var, bilmemnesi var, takımdır geriden gelip yakalayan. Gel de Deron'a anlat! Millsap o esnada Parker'ın üzerinde kimsenin yapamadığını yaparken(!), Bowen'dan art arda iki üçlük... Kim tutuyor, Deron mu? Hıı.

Dördüncü çeyrekte Jazz can derdindeyken eşleşmeye bak: Fisher vs. Finley... Sonuç: Finley penetre ve ters smaç. Aaah ah!

Kirilenko'ya hücum esnasında top geliyor, yan veya kros pas yaparken kaptırıyor. AK hücumda daha çok topsuz oynamaya uygun bir eleman bence, daha faydalı olur, daha çok sayı atar ve asist yapar sanki. Çok iyi kıvırdığı yüksek tempolu oyunu artık Jazz oynamıyor, gerçi oynasa da bunu Spurs'e yedirmek zor olurdu, yine de AK bu takımın temel taşlarından ve kendisini uniqe kılan çok yönlü özellikleriyle her takımda her basketbolu oynar, Jazz koçları da "şu maçı nasıl kurtarırız" derdinden kafayı kaldırıp bu mücevheri raftan indirmenin yolunu arasalar... Bir maç iki maç aldın, neye yarayacak? Spurs'ü eleyecek topu oynuyor musun, o mühim... "Spurs'e karşı o maç öyle oynadık şöyle oldu, bu maç böyle oynarız alırız" diye yürür mü bu iş? Bana göre zor. Bir gün biri atar, öbür gün onu tutarsın diğeri atar, Spurs'de böyle adam çok. De ki maç kafa kafaya son hücuma kaldı, Spurs iki sayı geride ve top kullanacak... Kim atacak o son şutu? Nasıl bir hücum acaba? Üçlük mü, içeriden mi? Hangisi? Nasıl? Tahmin edebilir misin, buna hazır olabilir misin? Kimin atacağını bilerek olamazsın çünkü bilemiyorsun, bu rakip öyle... Nasıl savunma yapacağını bilerek hazır olabilirsin oysa.

Boozer devamlı fırça yiyor, bir maç Kosova'dan, bir maç Murathanoğlu'ndan. Bu konuya değineceğim birazdan.

"Deron'da Kidd kumaşı var" diye yazmışım son not olarak. Bir çok açıdan andırıyor, fiziği ve oyun tarzıyla, tabii farklılıklar da çok artı-eksi; şutu daha iyi gibi, önce asisti düşünmüyor vs... E herhalde yani, aynısı olacak değildi! "Kidd gibi olabilir, bu potansiyeli görüyorum" mânâsında diyorum.

Açık mavi kötü olmuş

Utah'taki ilk maça Spurs, Jazz'e kafa atarak girdi... Esasen Jazz'in girmesi gerektiği gibi yani. Ama maçın başıdır, sonuna etkisi minimum olan sürecidir, nâdiren belirleyicidir maça nasıl başlandığı... ha, başladığın gibi bitirir veya ilk çeyrekte 20 fark atar sonra da korursun, o başka... Onlar, 'nâdiren' sınıfına giriyor işte. Spurs'ünki onlardan değilmiş, son gülen Jazz oldu, kendi seyircisi önünde. Seyirci demişken, salonun içinin manzarası neydi öyle, geçen sezon Miami'deki mütekait taraftar eylemi gibi, geçirmişler aynı renk tişörtleri, tribün komple açık mavi. Çok sıkıcı... Keşke buralarda Mormonlar yerine Jamaikalılar yerleşik olsaymış.

Deron yine kendi başına zorluyor, hayır bırakın maçların buralarını, sonlara doğru kritik hücumlarda da aynısını yapıyor. Mehmet'e zaten hiç bakmıyor, o da top gels dahi potaya göz bile atmıyor, Jazz hücumundan düştü bizimki, kendini savunmaya verdi iyiden. Ve Duncan'a yaptığı o blok! Posterdir bence. Fotoğrafını bulamadım da şuraya koyamadım. Bravo.

Boozer yine fırça yemeye başladı MM'ndan, savunma yapmıyor diye... Yani Jerry Sloan'un yoktur elemandan bu kadar şikâyeti. Yeri gelmişken, Boozer'ın savunması biraz ince, biraz da derin mevzu bence, o kadar basit değil, olamaz, "Savunma yapmıyor, yapmak istemiyor" deyip içinden çıkılacak. Şöyle ki; Boozer kalın ve güçlü bir adam, aynı zamanda da ağır. Hem kilosu, hem hareketleri. Nasıl anlatayım, atik bir oyuncu değil, yapısı itibarıyla, oyun tarzı da bundan etkilenecek, buna göre şekillenecek elbet, o mevkide çıkacaksan sahaya, ki zaten başka mevkide de oynaması, etkili olması zor, yine yapısı ve oyun tarzından dolayı... Çabuk gidip dönen, çabuk sıçrayan, çabuk penetre eden, özellikle savunmada yana adımları seri olan bir forvet değil. Bunun dışında savunması, genel hali içinde çok da fena değil. Diyorum ya, bu kadar oluyor. Ve Jazz'de göze takılıp da eleştirilecek daha neler var ki, Boozer'ın savunması bu konuya antrakt bile olamaz bence. Mehmet'in hücumundan ne haber asıl?

Devreye bir dakika kala 44-41 geride ve hücum edecekken Jazz, Sloan nedense Deron'u kenara alıp Fisher'ı soktu. Aynı anda Parker çıktı, Vaughn girdi... Eşleşme nasıl peki? Fisher vs. Manu... Sonuç: Fisher topu kaybetti ve Manu bir üçlük attı. Allah Allaaaah!

Molada devre arasında habire dizi tanıtımı giriyor. Tony Parker'ın fettan nişanlısı Eva Longoria ve diğer çaresiz hazır yiyici dişiler. Salona, maça dönüyor kamera, orada da tribünde o. Zırt pırt gösterip duruyorlar. Yahu başka oyuncunun eşi-manitası yok mudur, bir tek bu mudur? Tu-şe... Hatta pes. Tuvalete gidiyorum, çişimi yapıyorum, rahatlıyorum. Salona dönerken koridorda gölge fast-break atıyorum, mutfak girişinin üstündeki hayali potaya finger roll bırakıyorum. Çaresiz ev erkeğiyim bir adet, o an için.

Üçüncüde Jazz bir gayret yakalıyor rakibi, tribün coştu, manzara 19 Mayıs gösterisi gibi oldu. Deron gaza geldi, atıyor ama oyun kurmayı unutuyor yine... Collins oyunda nihayet, Duncan'a dördüncü faulü yaptırıyor, Boozer'dan iki basket, Jazz Spurs'ü geçti, Giricek de süper savunma yapıyor. Dördüncünün başında Fishar'dan bir üçlük... İşte bu adamın yapması gereken bu. Başka iş vermeyin, bunu yapsın. O pis işleri de çaylaklar yapsın, 10 adet faul hakkı bankta pinekliyor, saha dört faullü adam dolu! Millsap yine ortada, hem hücumda hem savunmada en gayretli oyuncu, Pop'a molayı aldırıyor hatta. Spurs'e ters geliyor Millsap. Moladan sonra Vaughn oyunda, Pop acaba onun köstebek olduğunu niye anlamıyor ki? Duncan beşinci faulü yaptı, 5:45 kala 92-74 Jazz önde, Spurs top kaybı ile maç virtually bitmiş durumda. Fisher Parker'a aikido yaptıktan sonra Pop da kabul etti kaybettiklerini, dört dakika vardı daha bitime. Bu sâyede Fisher'ın yeğenleri Brewer ve Brown da iki top sektirdiler. Gözüm aydın.

Bir sana, bir bana

Dördüncü maçtan önce Deron motoru bozmuş. Ben Carlos ile bu ikisine yan koşu antrenmanı öneriyorum, herif abur cubura yumulup sıvı ve iyiden iyiye hız kaybediyor. Bakın saha dışında fakat bu da bir çaylaklık. Yok yok eleştirmiyorum, olacak o kadarı, ne diyeyim, bir kaşık Türk kahvesine yarım limonu sıkıp yutsun. Geçmiş olsun.

Memo artık tam bir görev adamı. Onun bu hücum performansıyla Jazz asla Spurs'ü geçemez, öyle değil mi? Ama işte bu kadar oluyor. N'apalım, kendisine bozulalım mı? İstersek bozuluruz, değişen bir şey olur mu? Benden bir aferin Mehmet'e, helal olsun, başını dik tuttu. Carlos'a gelince, beni boşverin, Don Nelson dedi diyeceğini: "He's major major superstar!"

Sloan bu son maçta Spurs'e yapılacak gard savunmasını çözdü ama çok geç tabii (gelecek seneyi düşünürsek, çok erken de denebilir, beklenti ve bakış açısı farkı). Jazz'in bir yandan da hücumu çeşitlendirmesi lâzım. Üçüncü 63-62 bitti, Deron yakalama-geçme anlarında kendi başına zorluyor ve yanlış şut seçiyor hâlâ... Karnı ağrıyor mu acaba o esnada, ne bileyim, bağırsaklarında bir gurultu, bir hareketlenme oluyor mu kendini Spurs duvarına çarpıp dururken? Sıvı kaybı var, halsizlik yapmıyor mudur ki, tek başına debelenip duruyor bu çocuk?

Dördüncüde Vaughn ve Horry oyunda, Pop son bir şans sızdırıyor Sloan'a... Peki Manu'yu kim tutuyor? Evet, o. Biliyorsunuz neler diyeceğimi, demiş olduklarımdan... Tekrar demiş gibi olayım.

Kirilenko yine yan pasta hata yapıyor, top kaybı oluyor. Boozer iki kez Duncan'a bire bir güzel savunma yaptı. Bir de smaç girişimini kesti ki, ikinci poster oldu.

Manu Fisher'ı iyice yordu, sinirini de bozdu, Derek de omuzu çaktı hafifçe, Manu artistliğini yaptı, ortalık karıştı, Sloan celâllendi, teknik faulü alıp atıldı, gitti "Sıçarım böyle maça!" diyerek.

Öff sıkıldım be! Ben galiba özellikle bu seriyi yazamıyorum. Seyretmesi fena değil de, yazması çok açmadı. Arayı açtım diye açmamıştır belki de, notlar birikince hatırlattıkları azalıyor ve silikleşiyor. O zaman bu seriye özel değil kötü yazı. Yani yarın Doğu finalini yazdığımda, o da elimde biriktiği için kaç gündür, o da böyle yavan olacak. Ya da belki hakikaten bu seridendir. Bakın aklıma yine Fisher-Manu matchup'ı geldi. Yahu böyle maç mı olur! Neyse, zaten bitti, 3-1 oldu.

There're 1000 reasons to love this game... Even more... But this game was not one of them.

Hadi eyvallah